yeni bir yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeni bir yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2012 Çarşamba

İstanbul'da geçinmek için ne kadar para gerekir?

Bu yazı diğerlerinden daha öznel ve daha tartışılabilir olacaktır. Zira kendi beklentilerimi, üstelik kısa vadede ve çok da uzun olmayan bir süre için (5 yıl) geçerli.

Yazıyı okurken 'yok artık daha neler' diyebilirsiniz. Her bir kalemdeki miktar sizi az veya çok olması nedeniyle şaşırtabilir. Ancak bazı kalemlere henüz yaşamadığım için tamamen tahmin yoluyla ulaştım. O nedenle hatam olacaktır.

Ben 30, eşim Öykü 31 yaşında. Yakında çocuk sahibi olmayı planlıyoruz ve gelir-gider tablomuzu buna göre şekillendiriyoruz. Şimdi kalem kalem hangi işe ayda ne kadar para gider şeklinde yaptığımız listeyi sizlerle paylaşıyorum.

  • Öykü'nün özel sağlık sigortası; yıllık 2700 TL üzerinden aylık 225 TL (Bu sağlık sisteminde zorunlu).
  • Özgür'ün özel sağlık sigortası; işyerim tarafından karşılanıyor.
  • Çocuğumuzun özel sağlık sigortası; yıllık 2700 TL üzerinden aylık 225 TL (Bu sağlık sisteminde zorunlu).
  • Çocuğun giderleri (okul dönemine kadar); 500 TL (Aslında fikrim yok, ortalama bir değer).
  • Öykü'nün cep telefonu faturası (Turkcell); 80 TL (Turkcell farkı).
  • Özgür'ün cep telefonu faturası (Vodafone); 70 TL.
  • Ev telefonu; 25 TL (Kullanılmıyor, sadece internet için gerekiyor).
  • İnternet (ADSL); 55 TL (Temel işlerimizi karşılayacak en düşük paket).
  • Yakıt (Doğalgaz); 400 TL (Ev bahçeli ve 2 cephesi duvar değil, cam. Farklı binalarda bu düşebilir).
  • Digitürk; 55 TL (Film paketi var. Temel paket çok daha ucuz, ayrıca her zaman KabloTV seçeneği var).
  • Mutfak giderleri; 1000 TL (Evden eve en büyük değişiklik burada olur sanırım. Yeni yemekler denemek için bazen ipin ucunu kaçırdığımız oluyor).
  • Dışarıda yemek (1 kez haftaiçi, 1 kez haftasonu); 750 TL (Haftaiçi bir gün de yemek yapmayalım, haftasonu bir akşam arkadaşlarla bir yerlerde oturalım).
  • Alışveriş; 250 TL (Bunun içine her şey giriyor aslında. Biraz az mı oldu ne?).
  • Benzin; 400 TL (Peugeot 307 farkı).
  • Su; 100 TL.
  • Elektrik; 100 TL.
  • Motorlu Taşıtlar Vergisi; yıllık 360 TL üzerinden aylık 30 TL.
  • Öykü'nün SSK primleri; 250 TL.
  • Özgür'ün yol parası; 200 TL (140 TL aylık Akbil, 60 TL minibüs).
  • Tatil (yurtiçi); 300 TL/aylık (9 günlük bir yurtiçi tatilindeki tüm harcamalar).
  • Tatil (yurtdışı); 750 TL/aylık (9 günlük bir yurtdışı tatilindeki tüm harcamalar).
  • Birikim; 1000 TL (Çocuk eninde sonunda büyüyecek, şimdi olmazsa ne zaman?).
Toplamaya çok korkuyorum ama işte bilanço; ayda kazanılması gereken para  6765 TL.

Ekstralar;
  1. Peki ya evimiz kira olsaydı? (+1500 TL).
  2. Peki yurtdışına kaçamak yapmak isteseydik? (+200 TL/aylık).
  3. Ya ben kendi işimi yapıyor olsaydım? (+250 TL SSK, + 225 TL/aylık Özel sağlık sigortası)
  4. Haftada 3 kez dışarı çıksaydık?
  5. Dışarı çıktığımızda dağıtacak kadar çok içmek isteseydik?
  6. Ev telefonumuzu kullanıyor olsaydık?
  7. Cep telefonumuzdan ayrılamasaydık?
  8. Daha büyük bir araba kullansaydık?
  9. Ya pahalı zevklerimiz olsaydı?

16 Mart 2012 Cuma

İstanbul'dan taşınsak ne iş yapabiliriz?

Gürpınar Ailesi en nihayetinde İstanbul'dan taşınacak ve bunu aklı İstanbul'da kalmadan, kendi kendine yeterek yapacak. Peki bu nasıl olacak? Ofis dışındaki hangi işler bu ailenin karnını doyuracak, çocuğunun masraflarını karşılayacak?

2011 yılı bizim için oldukça zorlu geçti. İşimden ayrıldıktan sonra birikmişlerden yemeye başladık ve tabii ki buna dağlar dayanmadı. Ama ufuk açmak açısından boş zamanın ne kadar önemli olduğunu net bir şekilde gördük. Buradan kurtulmak için beyin fırtınaları birbirini izledi ve neler yapabileceğimiz hakkında bir dünya fikrimiz oldu.

Ben meslek sahibi değilim. Uluslararası ilişkiler mezunu, Avrupa Birliği ilişkiler yüksek lisanslı, biraz reklamcı, biraz editör, biraz internetçi bir çalışanım. Hep patronlarla, hep ofislerde çalıştım.

Eşim Öykü ise tam tersine. Öncelikle bir mesleği var, iç mimar. Yaptığı, elinin dokunduğu her evin peşinde birçok dekorasyon dergisi koşuyor. Diğer taraftan hayallerinin peşinde gitmek konusunda benden daha deneyimli ve daha yürekli. Sıfırdan alıp el emeğiyle kurduğu 3 markası var; art.i.choke, Laundromat ve SOFIE. Elde ettiği deneyimler ise çok daha çeşitli; ticaret, insan ilişkileri, el emeği.

Bunları birleştirdiğimizde hiçbir patrona hesap vermeden kendimize bakabileceğimiz işleri alt alta yazdık;
  • Ev alır renove ederiz: Rum evleri bizi bekler. Sermayemiz cebimizde olduktan sonra Ören'deki emektar yazlığı üs olarak kullanır, yenilediğimiz evleri üzerine kâr koyarak satarız.
  • Yerel esnafa web sitesi yaparım. Turistik bölgede bolca pansiyon/butik otel bulunur. Tamamı öne çıkmak için çabalar. Ayvalık'ta internetten daha iyi anlayan adam zaten bulunmaz.
  • Butik otel açarız. İnsandan anlarız, gusto sahibiyiz. Rum evine değer katmak, diğerleri arasından sıyrılmak bizim işimiz. Misafirleri daha iyi ağırlayan kimse olamaz.
  

Asıl amacımız ise keçeye yeniden nefes vermekti. art.i.choke ile başlayan serüvene Ayvalık'ta devam etmekti. Bunun için fazla büyük olmayan bir atölye bize yetecekti. Hammaddemiz, fikirlerimiz vardı. Etsy'de satışa başlamak, internetle işleri büyütmek ise kafamızdaki ölçeği düşünürsek benim için çocuk oyuncağıydı.

Sosyal yönümüzü ise belediyelere projeler sunarak, zeytin üreticileri ile ortak işlere imza atarak ve gönüllü olarak Filiz Ali'nin kurmuş olduğu Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi'nde görev alarak geliştirecektik.

Bakmayın, Ayvalık iyi fikir. Ama olumsuz yönler, olumlu yönlere üstün geldi.
Biz fikrimizi erteledik. Hedefimizi daha güneye çektik.

Ayvalık'a taşınılır mı? Hayır.

Ayvalık'a taşınmak, yeni hayatına Ayvalık'ta adım atmak isteyenler için heyecan söndürecek bir yazı olabilir. Şimdiden uyarayım.

Önceki yazımda Ege Bölgesi'nde beni ve eşimi çağıran, ruhumuzu dinlendiren, aklımızdaki olumlu fikirleri paylaşmıştım. Peki ya sonra n'oldu o fikirlere? Neden hala İstanbul'dayız?

Açıklayayım.


2011 Ağustos Ören'i üs olarak kullanıp Ayvalık'ta günübirlik araştırmalar yapmakla geçti. Emlakçılar peşimize düşmeden ön incelemelerimizi zaten tamamlamıştık. Artık beğendiğimiz ve seçtiğimiz evleri kendi gözlerimizle görme zamanı gelmişti. İstanbul'daki dükkanı devrederek ödemelerimizi yapacak, kafamızdaki iş planlarını hemen hayata geçirecektir.

İlk şoku evleri gezmeye başladığımızda yaşadık. Fotoğraflarda bahçeli, bakımlı, güzel muhitte olan evler, ulaşılamaz derecede pahalı ve dökük çıktı.

Diğer nedenleri şöyle sıralayayım;
  • Hava hiç de sıcak değil ve sezon çok kısa. İstanbul ile benzer hava durumu var, bu kış yaşanılan kar yağışları aynı şekilde etki etti.
  • Rum evleri haddinden fazla pahalı. İçine az masrafla kafamızı sokabileceğimiz, çok da geniş olmayan evler bile 300-350 bin TL dolaylarından başlıyor -ki bu bizim bütçemizin neredeyse 2 misli.
  • Kış aylarında kalitesiz yakıt kullanıldığından hava çok kirli ve yaşanacak gibi değil.
  • Mahalleler ne yazık ki Ege kültürü, Rum mirasını taşıyan insanlarla değil, mübadele sonrası işgal eden insanlarla dolu. Komşuluk edebileceğimiz, bizi zenginleştirecek insanlarla tanışmak sandığımız gibi kolay olmayacak.

Ayvalık'a taşınılır mı? Evet.

Bu bir hayalkırıklığı hikayesi. Öykü ve Özgür'ün kendini büyük şehirden kurtaramamasının, çarkın içinde çırpınmaya devam etmesinin hikayesi. Ama sadece ilk kısmı. Bir de ikinci kısmı var, sonraki yazıda. Asıl bir de üçüncü kısmı var ki, henüz yazılmadı. Bıkıp usanmadan yaptığım araştırmaların sonucunu aldığımızda, bu ülke artık yaşanmaz hale geldiğinde yazılacak.


Mayıs 2011'de UZMANTV'deki işimden ayrıldım ve bir süre iş aradım. Görüşmeler olumlu sonuçlanmayınca yeni tekliflere açık olmakla birlikte boş da oturmak istemediğimden eşimle birlikte bir şeyler yapmaya karar verdim.

Sayılarla, hesap kitapla, bilgisayarla arası olmayan SOFIE'de eşim ve ortağına yardım ederken anladım ki Öykü ile birlikte, sadece kendimize hesap vereceğimiz bir iş kurmak çok da zor değil. Öykü'nün ruhu benim beynim birleşince fark yaratırız diye düşündük.

Bunun ilk adımı olarak 'ofis yaşamı'nı çağrıştıran İstanbul'dan kurtulmamız gerektiğinde hemfikirdik. Aklımıza da ilk olarak benim 20 yıldır, ailecek ise 2 yıldır gittiğimiz Edremit Körfezi, Edremit Körfezi'nde ise Rumların mirasının en iyi korunduğu yer olarak düşündüğümüz Ayvalık geldi.

Ayvalık'ta yaşanır mı diye düşündüğümüzde bizi evet cevabına iten şunlar oldu;
  • 2010 yılında Edremit Havalimanı'na düzenli uçuşlar başladı, uçakla İstanbul 40 dakika. Özlersek, özlenirsek ulaşabiliriz.
  • Arabayla İstanbul 6, İzmir ise sadece 2 saat. 'Ah büyükşehir' dersek gidip gelmek çok kolay.
  • Yaz tatili özlemi çekmeyeceğiz, sezon güzel, deniz ayaklarımızın altında.
  • Rum evleri fotoğraflarda yıkık görünmüyor, eski birini alır renove ederiz.
  • Annemin Ören'de evi, kayınvalidemin ise Ayvalık'ta ev alma fikri var. Çocuk olsa onlar bakmaya yardımcı olur.
  • Özellikle iç turizmin hareketli olduğu, kuracağımız iş için alıcı/müşteri bulabileceğimiz bir yer.
  • Ege insanı iyi, Ege insanı yardımsever, Ege insanı misafirperver.
Peki neden taşınamadık, neden olmadı?
Şurada...